ALLAH-U TEALA C.C. BUYURDU Kİ |
|
HZ.MUHAMMED
MUSTAFA SAV. BUYURDU Kİ
|
| TAKLİDİ İMANI BIRAK |
EY MÜSLÜMAN! İMAN ET |
GERÇEK İMANI BUL |
|
ÜLKE VE ŞEHİRLERDE NAMAZ VAKİTLERİ |
|
www.imanzevki.es.tt |
|
|
||
| İŞTE GERÇEK AHLÂK | ||
|
|
||
|
|
||
|
En iyi ahlak örneği peygamberler
peygamberi Ahlâk
"insanın bir amaca yönelik olarak kendi arzusu ile iyi
davranışlarda bulunup kötülüklerden uzak olmasıdır"
şeklinde tanımlanabilir. İslâm ahlâkının diğer bir yönü de davranışlardaki niyet duygusudur. Zira Hz. Peygamber (s.a.s.), "Ameller niyetlere göredir" buyururken, İslâm'ın önemli bir prensibini belirlemiştir. (Buhârî, İmân, 41) Müslüman için bu niyetin arkasındaki en büyük yönlendirici duygu, müminin her davranışında "Allah rızasını" gözetme duygusudur. Zira mümin herhangi bir davranışta bulunurken, asla bir dünyevî çıkar yahut bir uhrevî sevap beklemeyip gönlünde sadece Allah rızasını ve onun sevgisini kazanma arzusunu taşımaktadır. "Yoksula, yetime ve esire onun rızası için yemek yedirirler ve "biz size sırf Allah rızası için yediriyoruz. Sizden bir karşılık ve teşekkür beklemiyoruz" (derler)" (el-İnsan, 76/8-9). Niyet ve Allah rızası duygularının yanı sıra, Allah'u Teâlâ'ya karşı bir sorumluluk duygusu taşımak Müslüman ahlâkının temel prensiplerindendir. İslâm'a göre Müslümanın bu sorumluluk duygusu Allah'u Teâlâ'dan korkmak, onun emirlerine saygı göstermek ve bu emirleri asla aksatmaksızın yerine getirmek yasakladığı her şeyden kaçınmak İslâm ahlâkının temel ve ilk prensipleridir. Diğer bir temel prensip de müslümanın diğer mahlûkâta karşı son derece merhamet, adalet ve şefkâtle davranması, zayıf ve muhtaç olanlarına yardım etmesi, ana ve babaya saygılı olması ve onların gönüllerini kazanmaya çalışması v.s. hususlarıdır. Bütün bunların yanı sıra insanın kendi duygularına hakim olması, mütevazî, sabırlı, edepli, hayâlı ve insaflı olması gibi prensipler de Müslümanın başkasına karşı sorumlu olduğu hususlardır. İnsanın,
dolayısıyla Müslüman'ın, toplum içinde güzel ve hoş
karşılanmayan her türlü kötü davranış ve
alışkanlıklarını zamanla değiştirebilmesi gerekir. Bu
kötü huy ve davranışlardan kurtulmanın tek yolu, iradesini
kontrol altında tutup ona tam olarak sahip olmasıdır. Bu
kötü davranış biçimlerinden de ancak Allah'ın bize
emrettiği ibadetlere* sımsıkı sarılmak suretiyle kurtulmak
mümkündür. Ama iradesine hakim olamayan bir kimsenin bu gibi
kötü huy ve alışkanlıklardan uzaklaşması kolay değildir.
İbadetlere sıkı sıkıya bağlanmak, Allah'ı daima bizi
görüyor gibi hissedip onu hatırda tutmak, sürekli olarak iyi
insanlarla oturup kötülerden uzak kalmak, asî insanların
bulunduğu yerlere gitmemek, Allah'ın emirlerine sarılıp
yasaklarından kaçınmak suretiyle İslâmî anlamda bir ahlâka
sahip olunabilir. İslâm'da Emr-i Bi'l-Ma'ruf ve Nehy-i Ani'l-Münker* prensibi insanların ahlâkını daima iyiye doğru yönlendirmek içindir. Hz. Peygamber'in "Ahlâkınızı güzelleştiriniz.", "Allah'ın ve Resulü'nün ahlâkı ile ahlâklanınız." diye tavsiyelerde bulunması Müslümanın daima ahlâkını güzelleştirmesi gerektiğini dile getirmektedir. Bunun yanı sıra, Kur'an-ı Kerîm'in birçok yerinde İslâm toplumunun daha mükemmel bir ahlâkî yapıya kavuşması için bir hayli emir ve nehiylerin sıralandığını ve Müslüman için Allah'ın razı olacağı bir hayat tarzının belirlendiğini biliyoruz. Bu gibi ahlâkî emir ve yasaklamaların bazılarını şöyle sıralayabiliriz: "Rabbin
yalnız kendisine ibâdet etmenizi, anneye ve babaya iyilik
etmenizi emretti. İkisinden birisi yahut her ikisi senin
yanında ihtiyarlık çağına ulaşır, yaşlanır, yanında
kalırlarsa sakın onlara "öf" bile deme, onları
azarlama, onlara güzel söz söyle. Onlara acımadan dolayı,
tevazu kanatlarını indir (onlara karşı alçak gönüllü ol)
ve "ey (her varlığı terbiye edip yetiştiren) Rabbim!
Bunlar beni küçükken nasıl (acıyıp) yetiştirdilerse sen de
bunlara acı " de... Seninle akrabalığı olana, yoksula ve
yolcuya hakkını ver. (Malını gereksiz yere) saçıp savurma.
Çünkü (gereksiz yere mallarını) saçıp savuranlar
Şeytan'ın kardeşleri olmuşlardır. Şeytan ise Rabbi'ne
karşı çok nankördür. Eğer (elin dar olduğu için)
Rabb'inden umduğun bir rahmeti bekleyerek onlardan yüz
çevirecek (onlara bir şey vermeyecek) olursan, bari onlara
yumuşak söz söyle, gönüllerini al, bolluğa kavuşmaları
için Allah'a dua et. Ellerini boynuna bağlanmış kılma,
tamamen de açma, sonra kınanır, hasret içinde kalırsın.
(Ellerin boyna bağlanması cimriliği temsil eder. Ellerin
açılması da israfi ifade eder. Yani cimrilik de israf da
İslâm nazarında kötü bir alışkanlık olup her iki durumda
da insanın pişmanlık duymasına yol açar.)... Fakirlik
korkusuyla çocuklarınızı öldürmeyiniz. Onları da sizi de
biz besliyoruz. Onları öldürmek büyük günahtır. |
||
BU SİTELERİ ZİYARET ETTİNİZ Mİ
ZİYARETÇİ SAYIMIZ