ALLAH-U TEALA C.C. BUYURDU Kİ |
|
HZ.MUHAMMED
MUSTAFA SAV. BUYURDU Kİ
|
| TAKLİDİ İMANI BIRAK |
EY MÜSLÜMAN! İMAN ET |
GERÇEK İMANI BUL |
|
ÜLKE VE ŞEHİRLERDE NAMAZ VAKİTLERİ |
|
www.imanzevki.es.tt |
|
|
||
| MÜSLÜMAN'A İLK EMİR ! OKU | ||
|
|
||
|
|
||
|
OKU! BÜTÜN MEVCUDATI
YARATAN RABBİNİN İSMİYLE Kİ; O, İNSANI KAN PIHTISINDAN YARATTI, OKU Kİ SENİN
RABBİN KALEMLE YAZI YAZMAYI ÖĞRETEN, İNSANA BİLMEDİĞİNİ BİLDİREN KERİMLERİN
KERİMİ VE İHSAN SAHİBİDİR Alak suresi / 1-5
Sevgili
Peygamberimiz (sallallahü aleyhi ve sellem), 40 yaşında iken, peygamberliği
henüz kendisine bildirilmeden önce, Mekke-i mükerremede Nur dağındaki Hıra
mağarasında tefekkür ve ibadetle meşgul oluyordu.Yine böyle bir haldeyken,
Cebrail aleyhisselam, Ramazan-ı şerif ayının 17. gecesi gelip, ilk emri
getirmişti. Bilindiği üzere, bu gelen ilk vahiy, Alak Suresinin ilk beş ayet-i
kerimesi idi. BİR BAŞKA MAKALE İslam alimlerinin günümüz medeniyetini netice veren bu başarılarının altında İslamiyet’in bilgiye ve alimlere verdiği önem yatmaktadır. Daha ortada okunacak bir kitap yok iken, okuma yazma bilmeyen bir Peygamber’e ilk emir olarak ‘Oku’ emrinin gönderilmesi oldukça dikkate değer bir durumdur. Okumamız için önümüzde başlıca iki kitap vardır biri Kur’an-ı Kerim, diğeri ise kainat kitabıdır. Önemli bir nokta da İslamiyet kainat kitabını okuma vazifesini sadece bilim adamlarına değil, kadın erkek her müslümana vazife olarak vermiştir. İslam her müslümanın etrafını saran güzelliklerin, mükemmel nizamın, ayet ve işaretlerin farkına varmasını istiyor. Kainat Rabbimizden bize gelen bir kitaptır, bir mektuptur. Her ağaç bir sayfa, her yaprak bir kelime, her hücre içinde daha nice mektupçukların yazılı olduğu atomlar kalemleriyle yazılmış harflerdir. Çoğu zaman günlük meşgaleler ve koşuşturmalarımız yüzünden etrafımızı saran bu mektubu okumayı unutuyoruz. Bu nedenle Kur’an-ı Kerim bize tekrar tekrar bu görevimizi hatırlatıyor: “Göklerin ve yerin yaratılışında, gece ile gündüzün birbiri ardınca gelip gidişinde aklıselim sahipleri için gerçekten açık ibretler vardır.” 3:190 “Üstlerindeki göğe bakmazlar mı ki, onu nasıl bina etmiş ve nasıl donatmışız! Onda hiçbir çatlak da yok. Yeryüzünü de döşedik ve ona sabit dağlar koyduk. Orada gönül açan her türden (bitkiler) yetiştirdik. Allah'a yönelen her kula gönül gözünü açmak ve ibret vermek için (bütün bunları yaptık).” 50:6-8 Peki neden Kur’an-ı Azimüşşan kainata bakmamızı ve incelememizi ısrarla tavsiye ediyor? Çünkü eser ustasından haber verir. İnsan bilmediği birini nasıl sevebilir ki? Allah’ı sevmenin, muhabetullahın yolu marifetullahtan yani Allah’ı bilmekten geçer. Doğada gördüğümüz herşeyde yaratıcısını anlatan ip uçları, işaretler, mühürler vardır. Hem kainatta gördüğümüz varlıklar sadece bize bir Yaratıcı’dan haber vermekle kalmıyor, aynı zamanda bize O’nun isim ve sıfatlarını da gösteriyor, öğretiyor. Ne zaman annesinin yanında bebek bir kutup ayısı görsem Rahim ismi, ağaç ve nehirlerle süslü bir manzara seyretsem Musavvir ismi, başımı kaldırıp gökyüzündeki muhteşem yıldızları seyredip galaksileri düşünsem Kebir, Azim isimlerini hissediyorum. Kısaca özetleyecek olursam arkamda yüzyıllarca dünyaya öğretmenlik yapmış binlerce müslüman alimi, önümde ise sevgili Peygamberimi ve Kur’an-ı Kerim’i bana bilim çalışmakta teşvik edici ve destekleyici olarak hissediyorum. Dinimi ve dünyamı öğrenmemde Üstadım olan Bediüzzaman Said Nursi hazretleri de sözleriyle beni ışıklandırıyor: "Vicdanın ziyası, ulûm-u diniyedir. Aklın nuru, fünun-u medeniyedir. İkisinin imtizacıyla hakikat tecelli eder. O iki cenah ile talebenin himmeti pervaz eder. İftirak ettikleri vakit; birincisinde taassup, ikincisinde hile, şüphe tevellüd eder." |
||
BU SİTELERİ ZİYARET ETTİNİZ Mİ
ZİYARETÇİ SAYIMIZ