ALLAH-U TEALA C.C. BUYURDU Kİ
|

Şüphesiz ki Allah, adaleti,iyilik yapmayı, akrabaya yardım etmeyi emreder,hayasızlığı,fenalığı ve azgınlığı da yasaklar. Düşünüp tutasınız diye size öğüt
verir |
HZ.MUHAMMED
MUSTAFA SAV. BUYURDU Kİ
|
|
Elif, lam, mim... İşte bu Kitap... Onda kuşku yoktur. Müttakiler için bir kılavuzdur
o. (2 Bakara:1,2)
***
Başka kutsal metinler için söz konusu olduğu gibi, Kuran-ı Kerim için de
tarih boyunca zaman zaman literal anlamının ötesinde anlam arayışları söz konusu
olmuştur. Ya, bazı kelimelere, ifade ettikleri zahiri anlamın dışında ve
çoğu zaman ona aykırı batıni anlamlar izafe edilmiş; ya da bazı
kelimelerin ihtiva ettikleri harflerin sayısal değerinden bir takım hükümler
çıkarılmaya çalışılmıştır. Mesela beldetun tayyibetun ve rabbun ğafur/
hoş bir belde ve bağışlayıcı bir Rab!.. (34 Sebe: 15) ifadesinden 837
tarihi çıkarılmıştır ki, hicri takvime göre İstanbulun fethi tarihidir.
Son yıllarda, bilgisayar sayesinde harflerin sayım dökümü daha da kolaylaştığından,
meraklıları kendilerince çeşitli sayımlar yaparak Kuran-ı Kerimin
harflerinden, kelimelerinden, surelerin ayet sayılarından bir takım sonuçlar
çıkarmaya çalışmaktadırlar. Hatta, zaman zaman zorlamalarla
yakaladıkları tevafukları Yüce Kitabın yeni bir mucizesi olarak takdim
etmektedirler.
Bu tür gayretler karşısında İslam ümmetinde, ana hatlarıyla iki farklı
yaklaşım gözlemlenmektedir:
a) Bir kesim, bu tür yeni mucizelerden etkilenip heyecanlanmakta ve bu
tevafukların mutlaka bizim için işaretler taşıdığını düşünerek
bunların detayını öğrenmeyi arzu etmektedir. Bunlara göre, eğer bu
tevafuklar ve işaretler asırlar öncesinde açıklanmış olsaydı, insanlar gülüp
geçerlerdi; ancak içinde her şeyin ilmi bulunan Kutsal Kitap, sırlarını
parça parça ifşa etmektedir ve henüz ondaki ilimlerin nihayetine ulaşılmamıştır.
Kuran istatistikleri ve ondaki bazı kelimelerin sayısal değerlerinden çıkarılan
sonuçlar geleceğe işaret eden şifreler taşımakta ve bu gerçek, Kuranın
Allah katından olduğunu bir kez daha ispatlamaktadır. Bu gibi mucizeler
sayesinde müminlerin imanı pekişmekte, inkarcıların ise inkarı artmaktadır.
Yeni mucize iddialarını dillendirenlerden bazıları pervasızca bunu ben söylemiyorum,
Kuran söylüyor gibi iddialı laflar ederken; bazıları da isabet ederse bu
Kuranın mucizesidir; karavana çıkarsa benim kusurumdur gibi daha ölçülü
ve mütevazı bir söylemi tercih etmektedir.
b) Diğer bir kesim ise yeni mucize iddialarını, özellikle 19 Mucizesi ve Reşat
Halifenin peygamberlik iddiasından sonra, daha bir temkinli değerlendirmeyi
veya kökten reddetmeyi seçmiştir. Bunlara göre Kuran-ı Kerimin mesajı
anlamındadır, harflerini saymakla uğraşıp bunlardan sonuçlara varmaya çalışmak
en azından abesle iştigaldir; hatta Kuran-ı Kerimin ruhuna ve misyonuna aykırı
bir davranış biçimidir. Onun harflerinin sayısından ve dizilişinden hükümler
çıkarılacağına dair ne bir ayet ne de
bir hadis vardır. Bu yaklaşım tarzı Müslümanlara Kabbalist Yahudilerden
intikal etmiştir ve bu anlayışla mücadele edilmesi gerekir; çünkü
bidattir.
Kuran-ı Kerimin tebliğcisi ve ilk yorumcusu olarak Allahın elçisi böyle bir
yöntemi bize miras bırakmamıştır. Sahabe-i Kiram da Kuran-ı Kerimi
anlama ve yorumlamada böyle bir usule başvurmamışlardır.
Biz de deriz ki:
1. Kuran-ı Kerimin zahirine aykırı bir batını, batınına aykırı bir
zahiri yoktur.
2. Geleceğe dair kehanette bulunmak tehlikelidir; bunu Kurana dayanarak yapmaya
kalkışmak iki kez tehlikelidir.
3. Ayetlerden geçmişe dair işaretler çıkarmaya çalışmak da yararsızdır.
İnsan isterse Goethenin bir şiirinden ya da Mustafa Kemalin Nutukun danda geçmişe
ve hatta geleceğe dair esrarengiz işaretler çıkarabilir.
4. İnsanın, elindeki metne bir şifreler yumağı olarak bakması sağlıklı
bir yaklaşım değildir. Özellikle, o sözün sahibi bunun apaçık bir kitap
olduğunu belirtiyorsa... Ama bazı şiirler, şarkılar, kutsallık havası
verilmiş metinler özel olarak bu amaçla yazılmış olabilirler; o
metinlerden o yöntemlerle sonuç çıkarmak mümkündür. Şairlerin tarih düşürdükleri
beyitler, İbn Arabi gibi müelliflerin bazı eserleri ve bazı doğu metinleri
böyledir. Kuran-ı Kerim ise böyle değildir. O, insanlara bir mesaj iletmek için
gönderilmiştir.
5. Bazı insanlar Kurandan kendilerince çok özel anlamlar çıkardıklarını
düşünüyorlarsa ve buna inanıyorlarsa, bu yaklaşımları çok özel dairede
kalmalı, umuma arz edilmemelidir. Çünkü eğer isabetsiz iseler halkı yanıltmış
olurlar; yok isabetli iseler, meselenin künhüne vakıf olamayanların kolayca
inkar etmesine sebebiyet verirler.
6. Kuran-ı Kerimden, geleceğe dair haberler, işaretler çıkarmak; zaten asırlardan
beri muztarip olduğumuz kadercilik yaramızın kangren haline gelmesini intac
eder. Müslümanları irrasyonel düşünmeye sevk eder.
7. Kuran-ı Kerimin nasıl anlaşılacağı, özellikle usul-i fıkıh kitaplarının
elfaz ve delalet bahislerinde genişçe ele alınmıştır. Ümmetin üzerinde
ittifak ettiği hüküm çıkarma usulleri içerisinde esrarengiz yöntemler ve
istatistikler yoktur. Aksine, normal dil kuralları çerçevesinde lafız, mana
ve maksatlar dikkate alınmıştır.
8. Kuran-ı Kerimde sayısal tevafuklar varsa bile bunlardan ne bir hüküm çıkarılabilir
ne de Müslümanlara pratik bir yararı olabilir... Kurandaki istatistikleri
bilen bir kişi daha müttaki olmaz, daha ahlaklı olmaz, daha güçlü bir
imana sahip olmaz. Resulullah (sav) meşhur bir duasında yararsız bilgiden
Allaha sığınmıştır. Bir hadis-i şeriflerinde ise kendisini
ilgilendirmeyen (malayani) şeyleri terk etmesi, kişinin İslamının güzelliğindendir
buyurmuşlardır.
Sonuç olarak Kuran-ı Kerimin bir şifresi bulunduğu önyargısı bana sıcak
gelmiyor, hele birilerinin çıkıp da bu şifreyi çözdüğünü iddia etmesi,
sonra bir başkalarının çıkıp asıl kendisinin çözdüğünü söylemesi
ise tamamen itici geliyor. Bunu, sadece dini değil aynı zamanda sosyo-psikolojik
bir sorun olarak görüyorum. Müslümanların kendine güven sorununun bu yaklaşımları
beslediğini düşünüyorum. Kuran-ı Kerimde şifre olsa ne olur, olmasa ne
olur? Şifreyi bulunca, aç yatan komşuma bir tas çorba mı götürdüm? Gece
yarısı sıcak yatağımı terk edip iki rekat teheccüt mü kıldım? Allah için
bir taş attım da kolum mu yoruldu?
Rahmetli pederimin en çok okuduğu Mehmet Akif beyitlerden biriyle sözü bağlayayım:
İnmemiştir hele Kuran, şunu hakkıyle bilin
Ne mezarlıkta okunmak, ne de fal bakmak için
Fatih Okumuş
okumus@islamicuniversity.nl
|