ALLAH'IM SANA NE KADAR ŞÜKRETSEK VERDİĞİN NİMETLERE KARŞILIK GELMEZ SEN BİZİ ŞÜKREDENLERDEN VE İBADETLERİNİ TAM YAPANLARDAN EYLE ALLAH-U TEALA C.C. BUYURDU Kİ
  


Şüphesiz ki Allah, adaleti,iyilik  yapmayı, akrabaya yardım etmeyi emreder,hayasızlığı,fenalığı ve azgınlığı da yasaklar. Düşünüp tutasınız diye size öğüt verir

ALLAH'IM MUHAMMED ALEYHİSELAMA VE ONUN AİLE VE ASHABINA SALAT VE SELAM EDERİM ONUN ŞEFAATİNE BİZİ NAİL EYLEHZ.MUHAMMED MUSTAFA SAV. BUYURDU Kİ
TAKLİDİ İMANI BIRAK EY MÜSLÜMAN! 
İMAN ET
GERÇEK İMANI
BUL

ÜLKE VE ŞEHİRLERDE NAMAZ VAKİTLERİ
2008 DİNİ GÜNLER
2009 DİNİ GÜNLER

www.imanzevki.es.tt
Kuran-ı Kerim şifreli bir kitap mı?

ALLAHIN RAHMET SELAM VE BEREKETİ ÜZERİNİZE OLSUN *** AMENER RESULU *** Bismillahirrahmanirrahim... Peygamber, Rabbi tarafından kendisine indirilene iman etti, müminler de Her biri Allah'a, meleklerine, kitaplarına, peygamberlerine iman ettiler Allah'ın peygamberlerinden hiç biri arasında ayırım yapmayız. İşittik, itaat ettik. Ey Rabbimiz,affına sığındık Dönüş sanadır dediler Allah her şahsı, ancak gücünün yettiği ölçüde mükellef kılar. Herkesin kazandığı hayır kendine, yapacağı şer de kendinedir. Rabbimiz Unutursak veya hataya düşersek bizi sorumlu tutma. Ey Rabbimiz Bize gücümüz yetmediği işler de yükleme Bizi affet Bizi bağışla Bize acı Sen bizim Mevla'mızsın. Kafirler topluluğuna karşı bize yardım et.. Amin...Amin...Amin



Elif, lam, mim... İşte bu Kitap... Onda kuşku yoktur. Müttakiler için bir kılavuzdur o. (2 Bakara:1,2)
***
Başka kutsal metinler için söz konusu olduğu gibi, Kuran-ı Kerim için de tarih boyunca zaman zaman literal anlamının ötesinde anlam arayışları söz konusu olmuştur. Ya, bazı kelimelere, ifade ettikleri zahiri anlamın dışında ve çoğu zaman ona aykırı batıni anlamlar izafe edilmiş; ya da bazı kelimelerin ihtiva ettikleri harflerin sayısal değerinden bir takım hükümler çıkarılmaya çalışılmıştır. Mesela beldetun tayyibetun ve rabbun ğafur/ hoş bir belde ve bağışlayıcı bir Rab!.. (34 Sebe: 15) ifadesinden 837 tarihi çıkarılmıştır ki, hicri takvime göre İstanbulun fethi tarihidir.

Son yıllarda, bilgisayar sayesinde harflerin sayım dökümü daha da kolaylaştığından, meraklıları kendilerince çeşitli sayımlar yaparak Kuran-ı Kerimin harflerinden, kelimelerinden, surelerin ayet sayılarından bir takım sonuçlar çıkarmaya çalışmaktadırlar. Hatta, zaman zaman zorlamalarla
yakaladıkları tevafukları Yüce Kitabın yeni bir mucizesi olarak takdim etmektedirler.

Bu tür gayretler karşısında İslam ümmetinde, ana hatlarıyla iki farklı yaklaşım gözlemlenmektedir:

a) Bir kesim, bu tür yeni mucizelerden etkilenip heyecanlanmakta ve bu tevafukların mutlaka bizim için işaretler taşıdığını düşünerek bunların detayını öğrenmeyi arzu etmektedir. Bunlara göre, eğer bu tevafuklar ve işaretler asırlar öncesinde açıklanmış olsaydı, insanlar gülüp geçerlerdi; ancak içinde her şeyin ilmi bulunan Kutsal Kitap, sırlarını parça parça ifşa etmektedir ve henüz ondaki ilimlerin nihayetine ulaşılmamıştır. Kuran istatistikleri ve ondaki bazı kelimelerin sayısal değerlerinden çıkarılan
sonuçlar geleceğe işaret eden şifreler taşımakta ve bu gerçek, Kuranın Allah katından olduğunu bir kez daha ispatlamaktadır. Bu gibi mucizeler sayesinde müminlerin imanı pekişmekte, inkarcıların ise inkarı artmaktadır.
Yeni mucize iddialarını dillendirenlerden bazıları pervasızca bunu ben söylemiyorum, Kuran söylüyor gibi iddialı laflar ederken; bazıları da isabet ederse bu Kuranın mucizesidir; karavana çıkarsa benim kusurumdur gibi daha ölçülü ve mütevazı bir söylemi tercih etmektedir.
b) Diğer bir kesim ise yeni mucize iddialarını, özellikle 19 Mucizesi ve Reşat Halifenin peygamberlik iddiasından sonra, daha bir temkinli değerlendirmeyi veya kökten reddetmeyi seçmiştir. Bunlara göre Kuran-ı Kerimin mesajı anlamındadır, harflerini saymakla uğraşıp bunlardan sonuçlara varmaya çalışmak en azından abesle iştigaldir; hatta Kuran-ı Kerimin ruhuna ve misyonuna aykırı bir davranış biçimidir. Onun harflerinin sayısından ve dizilişinden hükümler çıkarılacağına dair ne bir ayet ne de
bir hadis vardır. Bu yaklaşım tarzı Müslümanlara Kabbalist Yahudilerden intikal etmiştir ve bu anlayışla mücadele edilmesi gerekir; çünkü bidattir.
Kuran-ı Kerimin tebliğcisi ve ilk yorumcusu olarak Allahın elçisi böyle bir yöntemi bize miras  bırakmamıştır. Sahabe-i Kiram da Kuran-ı Kerimi anlama ve yorumlamada böyle bir usule başvurmamışlardır.

Biz de deriz ki:

1. Kuran-ı Kerimin zahirine aykırı bir batını, batınına aykırı bir zahiri yoktur.
2. Geleceğe dair kehanette bulunmak tehlikelidir; bunu Kurana dayanarak yapmaya kalkışmak iki kez tehlikelidir.
3. Ayetlerden geçmişe dair işaretler çıkarmaya çalışmak da yararsızdır. İnsan isterse Goethenin bir şiirinden ya da Mustafa Kemalin Nutukun danda geçmişe ve hatta geleceğe dair esrarengiz işaretler çıkarabilir.
4. İnsanın, elindeki metne bir şifreler yumağı olarak bakması sağlıklı bir yaklaşım değildir. Özellikle, o sözün sahibi bunun apaçık bir kitap olduğunu belirtiyorsa... Ama bazı şiirler, şarkılar, kutsallık havası
verilmiş metinler özel olarak bu amaçla yazılmış olabilirler; o metinlerden o yöntemlerle sonuç çıkarmak mümkündür. Şairlerin tarih düşürdükleri beyitler, İbn Arabi gibi müelliflerin bazı eserleri ve bazı doğu metinleri böyledir. Kuran-ı Kerim ise böyle değildir. O, insanlara bir mesaj iletmek için gönderilmiştir.

5. Bazı insanlar Kurandan kendilerince çok özel anlamlar çıkardıklarını düşünüyorlarsa ve buna inanıyorlarsa, bu yaklaşımları çok özel dairede kalmalı, umuma arz edilmemelidir. Çünkü eğer isabetsiz iseler halkı yanıltmış olurlar; yok isabetli iseler, meselenin künhüne vakıf olamayanların kolayca inkar etmesine sebebiyet verirler.
6. Kuran-ı Kerimden, geleceğe dair haberler, işaretler çıkarmak; zaten asırlardan beri muztarip olduğumuz kadercilik yaramızın kangren haline gelmesini intac eder. Müslümanları irrasyonel düşünmeye sevk eder.

7. Kuran-ı Kerimin nasıl anlaşılacağı, özellikle usul-i fıkıh kitaplarının elfaz ve delalet bahislerinde genişçe ele alınmıştır. Ümmetin üzerinde ittifak ettiği hüküm çıkarma usulleri içerisinde esrarengiz yöntemler ve istatistikler yoktur. Aksine, normal dil kuralları çerçevesinde lafız, mana ve maksatlar dikkate alınmıştır.

8. Kuran-ı Kerimde sayısal tevafuklar varsa bile bunlardan ne bir hüküm çıkarılabilir ne de Müslümanlara pratik bir yararı olabilir... Kurandaki istatistikleri bilen bir kişi daha müttaki olmaz, daha ahlaklı olmaz, daha güçlü bir imana sahip olmaz. Resulullah (sav) meşhur bir duasında yararsız bilgiden Allaha sığınmıştır. Bir hadis-i şeriflerinde ise kendisini ilgilendirmeyen (malayani) şeyleri terk etmesi, kişinin İslamının güzelliğindendir buyurmuşlardır.
Sonuç olarak Kuran-ı Kerimin bir şifresi bulunduğu önyargısı bana sıcak gelmiyor, hele birilerinin çıkıp da bu şifreyi çözdüğünü iddia etmesi, sonra bir başkalarının çıkıp asıl kendisinin çözdüğünü söylemesi ise tamamen itici geliyor. Bunu, sadece dini değil aynı zamanda sosyo-psikolojik bir sorun olarak görüyorum. Müslümanların kendine güven sorununun bu yaklaşımları beslediğini düşünüyorum. Kuran-ı Kerimde şifre olsa ne olur, olmasa ne olur? Şifreyi bulunca, aç yatan komşuma bir tas çorba mı götürdüm? Gece yarısı sıcak yatağımı terk edip iki rekat teheccüt mü kıldım? Allah için bir taş attım da kolum mu yoruldu?
Rahmetli pederimin en çok okuduğu Mehmet Akif beyitlerden biriyle sözü bağlayayım:
İnmemiştir hele Kuran, şunu hakkıyle bilin
Ne mezarlıkta okunmak, ne de fal bakmak için

Fatih Okumuş
okumus@islamicuniversity.nl

 
ŞÜPHESİZ DOĞRUYU SADECE VE SADECE ALLAH-U TEALA BİLİR


BU SİTELERİ ZİYARET ETTİNİZ Mİ

 


ZİYARETÇİ SAYIMIZ