ALLAH-U TEALA C.C. BUYURDU Kİ
|

Şüphesiz ki Allah, adaleti,iyilik yapmayı, akrabaya yardım etmeyi emreder,hayasızlığı,fenalığı ve azgınlığı da yasaklar. Düşünüp tutasınız diye size öğüt
verir |
HZ.MUHAMMED
MUSTAFA SAV. BUYURDU Kİ
|
|
Sefa
KAPLAN
Öteden
beri, kutsal kitaplarda evreni ve insanı açıklayan şifreler bulunduğuna
dair yaygın bir kanı vardı. 1974 yılında Mısırlı bir biyokimyager olan
Reşat Halife, Kuran'ın '19 Mucizesi' üzerine kurulu olduğunu iddia etmişti.
Şimdi
ise Ömer Çelakıl, ayet ve sûreleri 'Simetrik Sayı Dizisi' adını verdiği
bir sistemle çözdüğünü ve mucizelerin kaynağını bulduğunu savunuyor.
Sistem, Arap harflerinin sayısal karşılıklarıyla yapılan bir işleme yani
Ebcet hesabına dayanıyor.
1997 yılında ABD'de yayımlanan, ‘‘The Bible Code (Tevrat'ın Şifresi)’’
adlı kitapta, dünya tarihinde yaşanmış ve yaşanacak bütün olayların
muhtelif şifreler halinde Yahudiler'in kutsal kitabında yer aldığı iddia
ediliyordu. Washington Post ve Wall Street Journal'de uzun yıllar gazetecilik
yapmış olan Michael Drosnin'in kaleme aldığı kitap, İbranice
metinlerin bilgisayara yüklenmesi ve özel bir ‘‘şifre çözücü’’
ile ayet ve sûreler arasındaki ilişkilerin araştırılması esasına dayanıyordu.
İlk şifre 1994 yılında çözüldüğünde, ekranda beliren cümle
gazetecinin dehşete kapılmasına yetmiş de artmıştı bile. Çünkü
ekranda, dönemin İsrail Başbakanı İzak Rabin'in ertesi sene bir
suikastte kurban gideceği yazıyordu. Drosnin, hiç vakit yitirmeden
Rabin'e bir mektup göndererek durumu haber vermeyi ihmal etmeyecekti
etmesine ama karşı tarafın aynı ciddiyeti gösterdiği söylenemezdi. Ne var
ki, asıl cevap, 1995'in 4 Kasım akşamı televizyon ekranlarından gelecekti:
İzak Rabin, fanatik bir Yahudi tarafından öldürülmüştü.
İŞİN ASLI EBCET'TE
Tesadüf de olabilir elbette ama insanoğlu öteden beri yeryüzünün, uzayın,
hayatın ve ölümün sırrını çözebilmek uğruna; bulduğu her fırsatı,
edindiği her imkánı değerlendirmek için elinden gelen çabayı gösterdi.
Hiç kuşkusuz, bütün bu ilgileri besleyen kaynakların başında kutsal
kitaplar geliyordu. Tevrat kadar İncil, İncil kadar Kuran her gün değişik gözlerle
okunuyor, evrenin ve insanın sırrı çözülmeye çalışılıyordu. Hareket
noktasını teşkil eden önkabul, her kutsal kitabın kendine özgü bir şifresi
olduğu ya da olması gerektiği yönündeydi.
Cerrahpaşa Tıp Fakültesi öğrencisi olduğu belirtilen Ömer Çelakıl
da böyle düşünmüş ve farklı bir gözle okumaya başlamıştı Kuran'ı.
Arap alfabesindeki haflerin sayısal değerinden (Ebcet) yola çıkan Çelakıl,
‘‘Simetrik Sayı Dizisi’’ adını verdiği bir şifre çözücüye
ulaştığını savunuyordu. Elde ettiği tarihler, Hicri takvime uygundu doğal
olarak ama Miladi takvime çevrilmesi hiç de zor değildi. Bunlar yapıldığı
zaman Birinci Dünya Savaşı'nın tarihi de çıkıyordu karşımıza,
helikopterin icadına ilişkin kehánet de.
19 MUCİZESİ
Aslında, Kuran'ın şifresini çözme yolunda atılan ilk adım değildi
Ömer Çelakıl'ın yaptığı. 1974 yılında Mısırlı bir biyokimyager
olan Reşad Halife, kısa sürede bütün İslam dünyasını sarsacak
olan ‘‘19 Mucizesi’’ fikrini atmıştı ortaya. Halife'ye göre,
Kuran-ı Kerim'de 19 sayısı üzerinde yürüyen bir kodlama vardı. Yine
Ebcet'le yapılan hesaplar sonucunda, ayet ve sûreler 19'un katları biçiminde
şekilleniyordu ve bunlar da dünya tarihindeki belli başlı dönüşümlere
ilişkin ipuçları veriyordu.
ABD'ye giderek Reşat Halife'nin bir anlamda ‘‘halifeliğini’’ üstlenen
Yüksel, ‘‘19 Mucizesi’’ fikrini Türkiye'ye getirecek ve İslami
kesim arasında büyük tartışmalara sebep olacaktı. Öyle ki, Edip Yüksel'in
tezleri, sonunda babasını da çileden çıkartacak ve oğlunu evlatlıktan
reddecekti.
Ancak, Edip Yüksel çabalarından vazgeçmeye niyetli değildi. Bir
sonraki adım Atatürk'tü Edip Yüksel için. Çünkü, ‘‘19
Mucizesi’’ adı verilen şifreyi Atatürk'ün hayatına uyguluyor ve hayli
ilginç sonuçlara ulaşıyordu. İster inanın, ister inanmayın, Atatürk'ün
hayatındaki hemen her şey 19 rakamına veya katlarına tekabül ediyordu. ‘‘19
Mayıs 1919'da Samsun'a çıkmıştı. 1938 yılında, 57 yaşında ölmüştü’’
diye uzayıp giden liste, daha sonra Cenk Koray'ın da ilgisini çekmiş
ve o da konuya ilişkin bir kitap yazmaktan alamamıştı kendisini.
Anlaşılan o ki, insanların bilinmeyene karşı olan merakı asla son
bulmayacak. Bilinmeyenin altın anahtarı konumunda bulunan kutsal kitaplar da,
bilhassa bu açıdan sürekli yeniden gözden geçirilecek, farklı okumalara
tabi tutulacak. Ve şüphesiz, farklı şifreler de üretilecek zaman içinde. Reşat
Halife, ‘‘19 Mucizesi’’ demişti, Ömer Çelakıl ‘‘Simetrik
Sayı Dizisi'nden söz ediyor. Önümüzdeki günlerde kimin hangi
iddialarla ortaya çıkacağını ise henüz bilmiyoruz...
Hangi ayette hangi mucize gizli
Enfal Sûresi / Birinci Dünya Savaşı: 'Savaş sonunda elde edilenler'
anlamına gelen Enfal, Bedir Savaşı'nı, özellikle savaşın sonunu konu
ediniyordu ve bu da Müslümanlar'ın ilk savaşıydı. Çelakıl'ın 'Simetrik
Sayı Dizisi'ni uyguladığınızda, Birinci Dünya Savaşı'nın bitiş
tarihine yani 1918'e ulaşıyordunuz.
Nahl Sûresi / Helikopterin icadı: 'Arı' anlamına gelen Nahl Sûresi'ne
şifre uygulandığında, helitopterin ilk kez havalandığı tarih çıkıyordu
ortaya. Zaten Sûre'nin ismi de yeterince ipucu verecek nitelikteydi. Şifre
çözümünde ortaya çıkan tarih 1906'ydı.
Kalem Sûresi / Telgrafın bulunuşu
Sad Sûresi / Telefonun icadı
Nur Sûresi / Edison'un lambayı buluşu
2006’ya dikkat
‘‘Gökten bir parçanın düştüğünü görseler, 'üst üste yığılmış
bulutlardır' derler. (Tur Suresi, 52/44) Tur Suresi'nin geleceğe ilişkin
önemli bir olayın tarihini veren bir özelliğe sahip olduğunu düşünüyoruz.
Bu önemli olay dünyamıza çarpma olasılığı bulunan bir göktaşı ile
ilgilidir (...) Şu anda içinde bulunduğumuz 2002'den başlayarak 2014 yılına
kadar Dünyamız'da beklenen çeşitli fiziksel ve ruhsal değişimlerin olacağı
tahmin edilmektedir. Bu tahmin hem çağdaş bilimsel verilerden hem de eski
ezoterik ve teolojik bilgilerden edinilmektedir.
Elimde bir delil bulunması için...
‘‘İlk başta kitabımızın Mayıs ayında biteceğini ön görmüştük
ama derleme çalışması hem benim, hem de yayınevimin tahmininden daha fazla
sürmüştü. Bu da benim için büyük bir sıkıntıyı beraberinde getirdi.
Çünkü kitabımın en geç Temmuz ayının başında piyasaya çıkmasını
istiyordum. Bunun da nedeni Kur'an-ı Kerim'in Şifresi'nde Temmuz ayı ile
ilgili bir olayın tarihinin kitabımda yer almış olmasıydı. Eğer kitabım
Temmuz ayından sonra çıkarsa güncelliğini yitirecek hatta belki de inandırıcılığını
kaybedecekti.
Bir karar vermem gerekiyordu. Çünkü elde ettiğim bazı veriler 2002 yılında
güneşte meydana gelebilecek bir etkiden dolayı Dünya atmosferinin zarar görebileceğine
dair ipuçlarıyla doluydu. Ve özelllikle de şu ana kadar sizlere aktarmış
olduğum şifrenin kısmen farklı uygulamalarıyla yaptığım hesaplamalarım
Temmuz ayında güneşte büyük bir patlama olabileceğini gösteriyordu (...)
Bunu kitabımın bir ispatı olur düşüncesiyle değil, öncelikle kendi
kendime ispatlamak için ve ilerde elimde bir delil bulunması gerekebilir düşüncesiyle
belgelemek istedim.
Bu düşüncemi medyayla yakından irtibatı olduğunu bildiğim kitabımı çıkartacak
olan yayınevinin sahibi Ergun Candan'a açıkladım. Kendisi bana istersek
birkaç televizyon kanalına çıkarak bunu kamuoyuna duyurabileceğimizi söyledi.
Hatta bir televizyon kanalının yöneticisiyle de beni tanıştırdı. Ancak,
doğrusunu söylemek gerekirse bir çuval inciri berbat etmek de vardı bu işin
sonunda... Çünkü Temmuz ayında böyle bir aktivite güneşte meydana
gelmezse kitabımda ele aldığım diğer bulgular, daha kitabım yayınlanmadan
birçoklarınca gerçek dışı olarak görülerek bir kenara itilebilirdi.
Varolanları da yok edebilirdik (...)
Konuyla ilgili bir ilan vermek için 1 Temmuz 2002 saat:11.00'da Fındıkzade'deki
'Sargın Dağıtım Seri İlan Acenteliği'ne gittim. Ve şöyle bir ilan
verdim. Verdiğim ilanı açık bir şekilde değil şifreli bir şekilde vermiştim.
Güneşte beklediğim Büyük Patlama ve sonrasıyla ilgili muhtemel gelişmeleri
İngilizce olarak e-mail adresleri olarak yazmıştım. Yani beklediğim güneşle
ilgili olayları mail adreslerinde özetlemiştim.
Ertesi gün vermiş olduğum ilanıma bakmak için ilk işim bir Star gazetesi
almak oldu. Gazeteyi alıp ilanların bulunduğu sayfayı çevirirken bir anda
neye uğradığımı şaşırmıştım.
'Büyük Patlama' başlığıyla verilen haberde güneşte meydana gelen
aktivitenin büyüklüğü gözler önüne seriliyordu... 07.09.2002
HÜRRİYET
|